İZEV’i Anlamak

İZEV‘i anlayabilmek için geçmişte yaşanmış olan 30 yıla bakmak gerekli… Bir kuşak denebilir…
Biz yola çıktığımızda, günümüzde bizlerin “farklı” kavramıyla tanımladığımız milyonlarca bireye o yıllarda sakat deniliyordu.
O yıllarda her bakımdan ötekileştirilen evlatlarını  eğitmek, birer birey olarak yetiştirmek, belki de yalnızca “anne” deyişini duyabilmek isteyen bir avuç idealist ebeveyn tarafından kuruldu İZEV.
30 yıl önce bırakın toplum içinde eşit bir birey olarak konumlanmayı, semt baskısından açık alanlara çıkarılamayan binlerce çocuk, genç ve yetişkin vardı. “Zihinsel engelli” olarak tanımlamaya cüret ettiğimiz bireyleri eğitmek için ne bir yöntem biliniyordu ne de bir yol… Kendi evlatlarından başlayıp, “olmaz” denileni oldurmak ve onların hayatta kendi ayakları üzerinde durmalarına ve örnek olmalarına dair bir çalışma ve eğitim alt yapısı yapılabilir inancıyla yola çıktı İZEV.
İZEV‘in hedefi kendi evladının varoluşunu kabullenmek ve bu kabulu göğüsleyip, onların ne sakat, ne özürlü olduğunu, hatta engelli değil sadece farklı bireyler olduğuna inanmak ve bu inancı gerçekleştirmekti. Aradan da başladılar…
Öylesine zor ve duygusal bir yolculuğa girildi ki… O yıllarda toplumda oluşmamış bilince rağmen, bu gün ülke çapında ve dünyada yeni nesil bir stk olmak ve bu uğurda çalışarak ülke sınırlarını aşan projeler üretmek hiç kolay olmadı İZEV için, ama başardık!
Günümüzde İZEV olarak geçmişte başlattığımız konser, yardım gecesi v.b. çalışmalarla farkındalık yapmayı çok geride bıraktık. Ve bu çalışmaların artık fark yaratmadığına inandığımızdan küllerimizden doğarak ülkmizden dünyaya ulaşacak inaovasyon odaklı, ajitasyona yer olmayan projelerle,  yeniden örnek bir stk olarak çalışmaya devam etmekteyiz.

İZEV’i anlamak için;
Her zaman inançla devam etmek ve öz güvenle inandığınızı savunmanın karşı tarafın algısını değiştirmenin ana ögesi olduğunu keşfetmek gerekir…
Farklı bireyleri, topluma kazandırmanın ötesinde, onlara dair yeni bir düşünme şeklini ifade etmeye, acınmadan, ötekileşmeden tıpkı bir insanı tanımlarken kullandığımız tanımlardaki gibi, aksi, sinirli, komik, eğlenceli yada huysuz der gibi, “farklı bireyler” olarak anılmasına ihtiyaç var.
Bizler aynı güneşin altında, aynı oksijeni soluyan canlılar olarak, ön yargılarla sarılı ve kendimizi özel konumlandırdığımız dünyamızda, tüm bireylerin özel konumda ve eşit koşullarda yaşama hakkını savunmak zorundayız.

İZEV’i anlamak için;
Zihinlerimizi, zamanın ve yaşamsal gereklerin oluşturduğu duvardan oluşan ego, kibir ve sahip olduklarımızın bizlere sahip olması durumu zehir gibi sararken, BİRAZ DÜŞÜNMEK, DÜŞÜNMEK VE FARKI FARK ETMEK GEREK..
Her bireyin kendi özel alanı, fiziki olarak kapsadığı yerin dışında, zihinsel bir kapsamı da içerdiğini bilmek,
Bu alanın kişiye özel olduğunu, bir diğer zihnin veya bedenin o alana hükmetme veya yön vermek hakkını bulanamayacağını herkesin düşünmesi gerekmektedir.

Yüzeysel ve duygusal derinliği olmayan, mış gibi yapmalarla oluşan ait olma hislerinin geçiciliğinin artık anlaşılması gerekmektedir. Bedensel veya zihinsel ayrımların birilerini üst ben görme yetisinin olamaması, farklı bireylerin yaşam hakkı için ZİHİNLERDEKİ DUVARIN YIKILMASI GEREKLİLİĞİNİ ANLAMAK VE ANLATMAK ASLINDA İNSANLIĞIN TEMEL DEĞERLERİ OLDUĞUNU BİLMEK, BUNU HER ZAMAN HATIRLAMAK VE ENGELLİ KAVRAMIYLA TANIMLADIĞIMIZ ŞEYİN KENDİ ZİHNİMİZDEKİ ENGEL OLDUĞUNU ANLAMAKTIR İZEV‘İ ANLAMAK…